Terapiye başlamak için klinik olarak ‘çok kötü’ olmak mı gerekir?
Hayır. Psikoterapiye başlamak için ağır semptomlara, kriz durumlarına veya psikiyatrik tanıya sahip olmak zorunlu değildir. Terapi, psikopatolojik tedavi için değil, psikolojik uyumun artırılması, içsel süreçlerin düzenlenmesi ve kişilik yapılanmalarının çalışılması amaçlarını da taşır. Öznel sıkıntının varlığı, psikoterapi başvurusu için yeterlidir.
“Terapiye gidecek kadar kötü değilim.” düşüncesi klinik olarak nasıl değerlendirilir?
Bu düşünce, sıklıkla duygusal ihtiyaçların değersizleştirilmesi, başkalarıyla duygudurum kıyaslama eğilimi ve koşullu değer şemalarıyla ve ruhsal zorlanmanın dışsal çöküş kriterlerine göre değerlendirilmesi ile ilişkilidir. Bu anlayış, yardım almayı geciktireceği için problemin kronikleşmesine neden olabilir.
Terapiye başlama göstergeleri nelerdir?
Psikoterapiye başlamak için belirli bir tanı gerekliliği aranmaz. Tanı dışında başvuru nedenleri çoğunlukla şunlardır:
- Duygusal düzenleme güçlükleri
- Süregelen içsel huzursuzluk
- Tekrarlayan ilişkisel örüntüler
- Olumsuz benlik algısı
- Stresle baş etmede zorluk
- Başlanma sorunları
- Travmatik yaşantıların etkileri
Terapi yalnızca semptom azaltımı için mi uygulanır?
Hayır. Psikoterapi yapısal ve gelişimsel bir süreçtir. Yalnızca semptomların hafifletilmesi için değil aynı zamanda benlik bütünlüğünün güçlendirilmesi, davranış değişiklikleri, düşünce yapısının yeniden çerçevelenmesi, şemaların ve bağlanma örüntülerinin çalışılması, duygusal toleransın geliştirilmesi, içsel düzenleme sistemlerinin kurulması amacıyla da uygulanır.
Erken başlanan terapinin önemi nedir?
Erken müdahale ile düşünce-duygu-davranış örüntüleri kronikleşmeden ele alınabilmesine, psikopatoloji gelişme riskini azaltılabilmesine, somatizasyon ve anksiyete bozukluklarının önüne geçilebilmesine ve terapötik kazanımların daha kalıcı olmasına imkân tanır.
İşlevselliği olan bir birey için terapi gerekli midir?
İşlevsellik tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Bireyin çalışabiliyor olması, sosyal rollerini sürdürebiliyor olması veya dışarıdan ‘iyi’ görünüyor olması, içsel sıkıntının olmadığı anlamını taşımaz. Belirli kaçınmalar, duygu-düşünce-davranıl döngüsünde bozulmalar/çarpıtmalar, öznel doyumda azalma, içsel boşluk hissi, duygusal kopukluk veya tekrar eden ilişkisel sorunlar anlamlı başvuru nedenlerindendir.
Terapiye başlamak için “dibe vurmayı” veya ağır bir kriz yaşamayı beklemenize gerek yoktur. İhtiyaçlarınızı ertelemek yerine, içsel huzursuzluğunuzu fark ettiğiniz an destek almak, iyileşme sürecinin en sağlıklı ve kalıcı adımıdır.
Terapi hangi düzeyde sorunlarda etkilidir?
Terapi, depresif örüntüler, özgül fobiler, panik bozukluk, sosyal kaygı, yaygın anksiyete bozuklukları, OKB yanında ilişki problemleri, özgüven sorunları, kimlik ve yaşam döngüleri krizleri, travma sonrası uyum güçlükleri, kişilik örüntülerine yönelik çalışmaları da kapsar.
Terapiye başlamak için doğru zaman nasıl anlaşılır?
Doğru zaman genellikle kişinin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını sorgulamaya başlamasıyla ve özellikle şu durumların mevcudiyetinde uygun zemin oluşmaya başlar:
- Aynı düşüncelerin ve sorunların tekrar tekrar gelmesi
- Duyguları kontrol etmekte veya sakinleşmekte zorlanmak
- Kaçınma, erteleme, içine kapanma gibi davranışların artması
- İlişkilerde benzer döngülerin yaşanması
- Hayattan alınan tatminin azalması









