
Sabah kalkmak zorlaşır. İş yerinde ekrana bakarsınız, kafanız başka yerdedir; eve döndüğünüzde kimseyle konuşmak istemezsiniz. Bir arkadaşınıza anlatırsınız, “herkes böyle” der. Kendinize de aynısını söylersiniz: benden kötü durumda olanlar var, idare ederim.
Sonra aylar geçer ve hiçbir şey değişmez.
Psikoloğa başvurmak için hayatınızın dağılmasını beklemeniz gerekmez. Terapi odasına gelen insanların çoğu büyük bir kriz yaşamıyor. Eskiden kolay yaptıkları şeyleri artık zor yapıyorlar, o kadar. İşlevsellikteki bu düşüş tek başına geçerli bir başvuru sebebidir.
Psikoloğa gitmek için hangi belirtiler yeterli?
Günlük işlevlerinizin bozulması yeterlidir. Psikologlar bunu dört alanda gözlemler: aile, sosyal ve romantik ilişkiler, meslek ya da okul hayatı, bedeniniz. Bu alanlardan birinde veya birkaçında eskisi gibi olamıyorsanız randevu almak için başka gerekçe aramanıza gerek yok.
1. Aile ilişkileriniz
Evde tartışmalar sıklaştıysa, en yakınınızdaki insana karşı sabrınız beş dakikada tükeniyorsa, ya da tam tersi oluyorsa: hiç konuşmuyorsanız. Aynı evi paylaştığınız kişilerle aranıza mesafe girmesi çoğu zaman sessizce ilerler. Kimse kavga etmez, kimse bir şey söylemez, herkes odasına çekilir. Ebeveyninize telefon açmayı ertelemeniz, kardeşinizin mesajını üç gün sonra görmeniz de aynı tablonun parçasıdır.
2. Sosyal ve romantik ilişkiler
Davetleri geri çevirmeye başladıysanız buna dikkat edin. Görüşmeyi istediğiniz insanlarla bile buluşmak için enerji bulamıyor olabilirsiniz. Partnerinizle aynı tartışmayı döngü hâlinde tekrarlıyorsanız, ya da yeni birine yaklaşırken tanıdık bir korkunun geri geldiğini fark ediyorsanız, bunlar terapi odasında konuşulabilir konulardır.
Yalnızlık hissi de buraya girer. Kalabalık bir masada oturup kimsenin sizi görmediğini düşünmek, sosyal medyada herkesin iyi olduğuna ikna olmak, sonra kendinizi eksik hissetmek. Bu döngü sessizdir ve dışarıdan hiç belli olmaz. İlişki kalıplarının nasıl kurulduğunu merak ediyorsanız neden hep aynı tiplere çekildiğinizi anlattığımız yazıya da bakabilirsiniz.
3. Mesleki ve akademik hayat
Odaklanma süreniz kısaldıysa, işleri son dakikaya bırakmak alışkanlık hâline geldiyse, sabah işe gitme fikri göğsünüzü sıkıyorsa buradasınız demektir. Performans düşüşü genelde tembellik diye yorumlanır. Oysa dikkat, motivasyon ve karar verme becerisi ruhsal yükten ilk etkilenen işlevler arasındadır. Öğrenciyseniz ders çalışamamak, sınav öncesi bloke olmak veya okulu bırakmayı düşünmek aynı başlığa girer.
4. Fiziksel belirtiler
Beden, zihnin taşıyamadığını taşımaya çalışır. Uykuya dalamamak ya da gece defalarca uyanmak, iştahın kaybolması veya aşırı yemek, sürekli baş ve boyun ağrısı, mide şikayetleri, çarpıntı, nefesin yetmediği hissi.
Sabahları yorgun uyanmak, gün içinde birkaç kez derin nefes almak zorunda kalmak, kalabalık yerlerde ani bir sıkışma hissi. Bedeniniz size haftalardır bir şey söylüyor olabilir. Bu belirtilerle doktora gidip “bir şeyiniz yok” cevabını almak sık rastlanan bir hikâyedir. Tıbbi bir neden bulunamadığında sıradaki adres psikolojik değerlendirmedir.
Son iki aydır bunlardan birkaçı sizde varsa
- ✓Eskiden keyif aldığınız şeyler artık hiçbir şey ifade etmiyor
- ✓Uykuya dalmakta zorlanıyor ya da gece defalarca uyanıyorsunuz
- ✓Küçük şeylere verdiğiniz tepkiler kendinize bile büyük geliyor
- ✓Planladığınız işleri sürekli erteliyorsunuz
- ✓İnsanlarla görüşmemek için bahane üretiyorsunuz
- ✓Fiziksel şikayetleriniz var ama tetkiklerde bir şey çıkmıyor
Psikoloğa gitmek işe yarıyor mu?
Evet. Terapi, yaşadığınız probleme dışarıdan bakabildiğiniz bir alan açar; o bakış açısı değiştiğinde başa çıkma biçiminiz de değişir. Amerikan Psikoloji Derneği (APA), psikoterapinin etkililiğini kabul eden resmî bir karar metni yayımlamış ve terapi gören kişilerin büyük bölümünün belirtilerinde azalma bildirdiğini belirtmiştir.
Terapinin ne yaptığını somutlaştırmak gerekirse: duygularınızı adlandırmayı öğrenirsiniz, tekrarlayan düşünce kalıplarınızı fark edersiniz, yıllardır aynı sonuca çıkan davranışlarınızı durdurabilecek araçlar edinirsiniz. Bir de çoğu insanın hafife aldığı şu var: haftada bir saat boyunca sizi yargılamayan, sözünüzü kesmeyen ve söylediklerinizi kimseye aktarmayan biriyle konuşuyorsunuz.
Terapi gördüğünü söyleyen kişilerin anlattığı değişim genelde şöyle başlar: önce tepki verme hızları yavaşlar. Eskiden otomatik olarak bağırdıkları, kaçtıkları ya da sustukları anlarda bir boşluk oluşur. O boşluk seçim yapabildiğiniz yerdir. Sonrasında ilişkiler, uyku ve iş performansı genellikle kendiliğinden düzelmeye başlar.
Bu süreç sihirli değil. İyi günler ve kötü günler iç içe geçer, bazen ilk seanslarda rahatlar sonra yeniden zorlanırsınız. Değişim düz bir çizgi izlemez.
Adana & Online
Başlamak için hazır hissetmeniz gerekmiyor
İlk görüşmede ne konuşulacağına birlikte karar veriyoruz. Gündeminizi siz belirliyorsunuz.
Randevu AlTerapiye kaç seans gitmek gerekir?
Kesin bir sayı vermek doğru olmaz. Süreç, kişinin ihtiyacına ve getirdiği konunun ağırlığına göre şekillenir. Belirli bir yaşam olayına odaklanan çalışmalar kısa sürebilir; çocukluktan gelen ve kişilik örüntüsüne yerleşmiş kalıplar üzerinde çalışmak daha uzun bir yol ister.
İlk görüşmenin işlevi de budur. Psikolog sizi dinler, neye ne kadar ihtiyacınız olduğunu birlikte saptarsınız ve yol haritasını ondan sonra kurarsınız. İlk seansta nelerin konuşulduğunu merak ediyorsanız psikologların ilk görüşmede ne sorduğunu anlattığımız yazıyı okuyabilirsiniz.
Süreyi belirleyen iki şey vardır. Birincisi, sizinle psikolog arasında kurulan terapötik ilişkinin sağlamlığı; güvenmediğiniz birine anlatamazsınız, anlatamadığınız şey de çalışılamaz. İkincisi, seanslara düzenli devam etmeniz. Araya giren üç haftalık boşluklar süreci sıfırlamaz ama yavaşlatır.
İlk birkaç seans tanışmaya, hikâyenizi aktarmaya ve hedef belirlemeye gider. Asıl çalışma ondan sonra başlar.
TERAPÖTİK İLİŞKİ NEDİR?
Danışan ile psikolog arasında kurulan güven bağıdır. Terapinin sonucunu yordayan en güçlü etkenlerden biri budur; hangi yöntemin kullanıldığından bile daha belirleyici olabilir. İlk seanslarda kendinizi rahat hissetmiyorsanız bunu dile getirmek sürecin parçasıdır.
Sorunum yeterince büyük değilse yine de gidebilir miyim?
Gidebilirsiniz. “Benim derdim o kadar da ciddi değil” cümlesi terapi odasında en sık duyulan cümlelerden biridir ve bunu söyleyen kişi genellikle aylardır uyuyamıyordur.
Acının bir eşiği yok. Yaşadığınız şeyi başkasınınkiyle kıyaslayıp kendinizi sıraya sokmanıza gerek yok. Kimse size “bu kadarı için gelinmez” demez.
Erken başvurmanın somut bir avantajı da var: kalıplar yerleşmeden müdahale etmek daha kolaydır. Altı aydır süren bir uyku problemi, altı yıldır sürene göre çok daha kısa sürede çözülür. Terapiye başlamak için doğru zamanı nasıl anlayacağınızı merak ediyorsanız bu konuyu ayrıntılı ele aldığımız yazıya göz atabilirsiniz.
Kendi başıma halledemez miyim?
Bazı şeyleri halledebilirsiniz, hepsini değil.
Kendi zihninizin içinden kendi zihninize bakmak zordur. Yıllardır aynı hatayı tekrarlıyorsanız bunun sebebi çoğu zaman bilgi eksikliği olmaz; kalıbı içeriden göremiyorsunuzdur. Kitap okumak, video izlemek, günlük tutmak işe yarar, farkındalığı artırır. Ama kendi kör noktanızı size ancak dışarıdan bakan biri gösterebilir.
Bir de şu var. Kendi kendinize uyguladığınız yöntemler işe yaramadığında bunu genellikle kendi başarısızlığınız olarak yorumlarsınız, yani yük artar. Terapide ise yöntemi denemenin sorumluluğu ikiye bölünür.
Psikoloğa gitmek sicile işler mi?
Hayır. Adli sicil kaydı yalnızca mahkeme tarafından verilmiş kesinleşmiş ceza mahkûmiyetlerini içerir. Psikologla yaptığınız görüşmelerin böyle bir kayıtla ilgisi yok.
Terapi görüşmeleri meslek etiği ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında gizlidir. Psikolog, seansta konuşulanları eşinize, ailenize, iş yerinize veya herhangi bir kuruma aktaramaz. Özel muayenehanede tutulan görüşme notları da size ait sağlık verisidir ve rızanız olmadan paylaşılmaz.
Gizliliğin sınırlı olduğu durumlar bellidir ve ilk seansta size anlatılır: kendinize ya da bir başkasına yönelik ciddi ve yakın bir tehlike belirdiyse veya mahkeme kararı varsa. Bunun dışında anlattıklarınız o odada kalır.
Psikoloğa gitmek memurluğa engel mi?
Hayır, engel değildir. Devlet memurluğuna girişte istenen belgeler arasında “psikoloğa gitmediğine dair beyan” diye bir şey bulunmaz. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması adli kayıtlar üzerinden yürür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aradığı sağlık şartı, kişinin görevini sürekli yapmasına engel olacak bir durumun bulunmamasıdır. Terapiye gitmek bir hastalık değil, bir başvurudur. Kendi durumunu fark edip destek arayan biri, ruh sağlığı açısından zayıf değil farkında olan taraftadır.
Aynı kaygı öğretmenlik, hemşirelik, ehliyet başvurusu ve askerlik için de sık sorulur. Cevap değişmez: psikologla görüşmek hiçbir başvuru dosyasına otomatik olarak yansımaz.
⚠️ GİZLİLİĞİ İLK SEANSTA SORUN
Kayıtlarınızın nasıl tutulduğunu, ne kadar süre saklandığını ve gizliliğin hangi durumlarda sınırlandığını sormak hakkınızdır. Bu soruyu sormaktan çekinmeyin; çalıştığınız psikoloğun bunu açıkça anlatması beklenir.
Adana’da psikoloğa nasıl başvurulur?
Randevu almak sandığınızdan basit. Telefonla ya da mesajla ulaşırsınız, size uygun bir gün ve saat belirlenir, ilk görüşme yapılır. Adana Reşatbey’deki ofise gelebilir veya şehir dışındaysanız online terapi seçeneğiyle aynı süreci yürütebilirsiniz.
İlk adımı atmak için hazır hissetmeyi beklemek gerekmiyor. Çoğu insan zaten hazır hissetmeden geliyor.
Adana & Online
İlk görüşmeyi planlayalım
Neyi konuşmak istediğinizi tam bilmeseniz de olur. Psikolog Rana Pekel ile görüşme planlamak için bize ulaşın.
